Üstün Zekalı Çocuğun Belirtileri

Üstün Zekalı Çocuğun Belirtileri


Üstün Zekalı Çocuğun Belirtileri

Oğlum iki yaşına kadar konuşmaya başlamadı. Prematüre olduğu için, gelişimi hakkında endişeliydim ve nihayet konuşmaya başladığında çok rahatlamıştım. Rahatlamamın meraka dönüşmesi çok sürmedi.

Oğlumun harfleri işaret edip, seslerini söylemesi uzun sürmedi: A, B, C, D. Harfler ve sayılar konusunda merakı çoktan uyanmıştı ve parmağımı kapıp bana harfleri göstermeye başlamıştı.

Benden harflerin nasıl söylendiğini öğrenmek istedi. Büyülenmiştim.

Meraklı bir insan olduğumundan, bu küçük adam neler yapabilir öğrenmek için deneyler yapmaya başladım. “McDonald’s”, “Burger King” ve “Cheerios”u ayırt edebildiğini fark ettim. Çevresindeki sembolleri bu kadar erken fark etmesi, gerçek anlamda okumayı öğrenmesi demek olmasa da erken bir okuma tecrübesidir. Bu, bir sembolü okumaktan hatta kelimeleri okumaktan çok sembolü tanımaktır. Ancak bu çocuklara yazılı sembol (kelimeler) ile sembolün temsil ettiği şey arasında bağlantı kurmada yardımcı olur.

Üstün Zekalı Çocuğun Belirtileri

Üstün Zekalı Çocuğun Belirtileri

Bir gün, evden birkaç saat uzaklıktaki arkadaşımızın evine gidiyorduk. Varacağımız yerin yakınındaki bir kırmızı ışıkta beklerken arka koltuktan bir ses duyduk; “Banka”. Banka? Bu da nereden çıktı? Caddenin karşısına baktım ve orada bir banka vardı. Evin yakınlarında o bankanın bir şubesi yok o yüzden bunun sebebi çevrede görmüş olması da olamaz.

Eve döndüğümüzde, oğlumun “test edilmesine” karşı koyabiliyordum. “Banka” kelimesini nereden biliyordu? Tanıyabildiği başka kelimeler de var mıydı? Kısa kelimeler yazmaya ve ona bunların ne olduklarını sormaya başladım. A-N-N-E yazıp, ona gösterdim. “Anne” diye karşılık verince bunu hayretle karşıladım. Bu çocuğun bunu nasıl bildiğine dair en ufak bir fikri bile yoktu.

Susam Sokağı’nın hayranıydı, belki de o kelimeyi bu şovda görmüştür. Yine de, bunun farkına varabiliyor olması beni çok şaşırttı. Yine de, kelimeyi nerede öğrendiğini varsayarsak, onu tanıyabiliyor olmasına çok şaşırdım. “Baba”, “köpek”, “kedi” gibi bazı kısa yaygın kelimeler yazdım. Hepsini biliyordu.

Oğlum yalnızca 2 yıl, 3 aylıktı ve konuşmaya başlayalı 3 aydan az bir süre olmuştu! Artık kelimeleri anlayabiliyordu. O zamandan beri, oğlum dergilerde, kitaplarda, tabelalarda gördüğü ve tanıdığı herhangi bir kelimeyi sesli bir şekilde söylüyordu. Başkaları da bunu fark etti ve oldukça şaşırdı. “Ona daha fazla kitap okumalısın” diyorlardı. Hayır, aslına bakarsanız pek okuma yapmadım. Bunu denemedim değil. Sadece hiç yerinde durmuyordu.

Ebeveynlik hayallerimden biri, çocuğumu kucağıma oturtup ona kitap okumaktı. Küçük çocuklar için olan tüm popüler, tanınmış ve tavsiye edilen kitapları aldım, birini seçip, oğlumu kucağıma oturttum ve ona okumaya başladım. Öykülerin ve kitaplardaki resimlerin onun ilgisini çekeceğinden emindim. Hayır! Sonunda onu yere geri koyana kadar kıvranır ve kıpırdanırdı. Ona kitap okunması ile hiç ilgilenmiyordu. Bu kelimeleri okumayı benden öğrenmemişti.

Açıkçası, benim farklı bir oğlum farklı bir çocuktu.





Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
Bizi Twitterda Takip Edin

Türkiye Üstün Zekalılar Yüksel Eğitim ve Gelişim Vakfı

Tüzyev Vakfı olarak, Wisc-R, Wisc-4, Torrence ve Standford Binnet testlerini uygulayan, değerlendiren ve bu testlerde Üstün Zekalı, Üstün Yetenekli ve/veya Üstün Potansiyelli olarak tanılanan çocukların eğitimini dünya standartlarında uygulayan bir vakıftır.